26 Temmuz 2006

~20 yaşlarda 30+ manita sahibi olmanın artıları ve eksileri, 500. post special autoreverse edition

işte bizarre ilişkiler serisinin son halkası.. bu sefer olaya gene erkek açısından, fakat daha tıfıl bir gözlükten şahane manzaralara doğru bakarak akalım istedim..
20li yaşlarındaki erkek kişi ve 30unu aşmış kadın arasındaki ilişkiyi irdeleyeceğiz önümüzdeki benim için birkaç saat, sizler için birkaç dakika boyunca..
er kişi, daha önceden de belirttiğimiz üzere, güveç hesabı geç pişen bir yemeğe benzer.. karakterinin oturması falan bazı istisnalar harici uzun on yıllar alır, kırkına gelmiş adamların çocukça hareketleri yüzünden şirketler batar, savaşlar çıkar vesaire.. hele ki 20 civarı bir yaştaysa bu er kişi, iki onluk olmanın verdiği gazla dünyaları ben yarattım edasıyla salınır.. halbuse altı üstü liseyi bitirmiş, çok çok üniversitede okumaktadır, önünde daha dağ gibi askerlik durmakta, ne hanyadan ne de konyadan haberi olmadığını maalesef bilmemektedir..
ha artıları yok mu bu garibimin? tabi ki var.. gençtir bi kere, enerjiktir, su içse üç gün uyumadan neler neler yapar, yeter ki yol yordam göstereni olsun.. işte tam burada, bazen 30+ hatunlar devreye girer..
30+ bir manita, 20lik bir erkeğin o an için bulabileceği en büyük korsan hazinesinden daha kıymetlidir.. çünkü yaşıtı veya etrafında dolanan kızlar gibi sadece göstermek fiilinin çekimini ezberletmez, daha nice fiillerin nice tenslerini cümle içinde kullanımlarını öğretir, edebi bir kişi olması yolunda emek verir, ter akıtır, bir o yana bir bu yana savrulur, bağırır çağırır falan, bilmem anlatabiliyormuyum:)
kadınlar erkeklerden çok daha önce olgunlaştığı için, 30+ abiler hala anasının dizi dibinde mutlu mesut yaşayabiliyorken, kadın milleti genellikle 25'i fazla geçirmeden kendi yolunu çizmek ister, en çok 30'unda tek göz odam nohut sofam konseptiyle kendi özel hayatının sınırlarını belirler.. işte o sınırlar misakı milli olmasa bile, 20lik erkek için bildiğin cennetin fiziki haritasıdır.. henüz ekonomik olarak şartları el vermediğinden, kendi evi olmayan ya da otellere ayıracak bütçesi bulunmayan koçeronun cinsel hayatı annesinin babasının evi terkettiği kısıtlı sürelerde eve "atabildiği" hatunlarla sınırlıdır, ve 30+ ablanın evi onun için nirvanadır, kutsaldır, içine girince çıkılmazdır, istem içi the cube'dur bi nevi..
konunun 30+ ablalar için cinsel faydaları, tıptaki son gelişmeler sayesinde tarihe karışmıştır.. eczanelerden serbestçe alınabilen viagra, sildegra, levitra gibi ilaçlar sayesinde 30+, 40+, hatta 60+ abiler çılgın performanslar sergilemekte, attıkları sololardan senfoni yazılabilmektedir.. ama geçmişe bakıp inceleyecek olursak, 30+ hatunun kendi yaşıtı veya üzeri erkeklerden alacağı performansa kıyasla 20'lik açın performansı gözle görülür, kulakla işitilir, tırnakla cırmalattırır farklar arzeder.. "çıkarmadan üç totalde beş, o da rahat tempoda" efsanesi, her nekadar minik bir yalan içerse de (nası çıkarmadan üç arkadaşım, ispat / şahit isterim) tamamiyle uydurma değildir, o yaş erkeği için olağan bir gecedir, tabi beş gece üstüste olmamak kaydıyla..
gelelim fasulyenin zararlarına:
30+ ablalar, 20lik hemcinslerine oranla sergiledikleri rahatlık, özgüven, ekonomik özgürlük çerçeveleriyle 20'lik erkeklerin aklını uzun bir süre geri vermemek üzere alır.. eleman hatuna direk aşık olur, "hayatımın kadınını buldum" edasıyla dolaşır, ve tabi evrensel erkek mallıkları uyarınca hatuna karışmaya, eleştirmeye, şuna buna başlar fazla gecikmeden.. hatun bu durumda ne mi yapar? tabi ki klas bir voleyle ilişkiyi ayrılığın örümcek ağlarına asar, yoluna devam eder.. bu noktadan sonra 20'lik cengaverimiz için içip içip sapıtma, evin kapısına dayanma, kapıcıdan dayak yeme günleri başlar.. nekadar sağlam bir kapıcı dayağı yenirse okadar çabuk atlatılan durumlardır bunlar (ben yemedim lan, öyle bakmayın:)..
diyelim ki 20'lik gencin kulağını önceden bi abisi büktü, "lan olm böyle hatunlara karışmaya gelmez, sen sen ol bok yeme, efendi ol" şeklinden uyarısını aldı; içi içini yiyor ama gene de karışmıyor hatuna, coşuyorlar hertürlü ve ilişki uzuyor.. bu noktada da ablanın yaşamakta olduğu hayata uydurulamayan ayaklar bitirecektir delikanlımızı.. abla nupera teras senin, reina benim, şamdanı 29u çılgın atmakta, lakin gencimizin öğrenci bütçesi tüm bu gezmelerin ulaşım masraflarına dahi sığ kalmaktadır.. "yahu ne çok geziyorsun"dan çıkan arıza, topun aynı noktada hatunla buluşmasına ve aynı voleyle ilişkinin ağları yırtıp çıkmasına, bizlerin de "çalışılmış pozisyon" tepkisini vermemize neden olur..
bir başka bok durum da, 30+ bir ya da birden fazla abla ile vakitler geçirmiş ~20lik bir er kişinin, kendi yaş civarı ya da daha küçüğü hatunlar ile uzun süre herhangi bir ortak noktada buluşabilmek gibi bir şansı olmamasıdır.. önceki postlarda üstünde ısrarla durduğumuz eski tencere / gıcır teflon metaforu burada tekrar devreye girmekte, 30+ abla ile hem fiziki mekan hem de cinsel serbesti gibi gümrük birliğinde bile bulunmayan güzellikleri yaşamış kardeşimize 20lik hatunlar bunları sağlayamadığı için böyle ilişkiler uzun yıllar başlamadan bitecek, başlasa bile 30+ abla(lar) devamlı anılacak, aranacak, burunlarda tütecektir..
tüm bunların ışığında, 20'lik elemanımız pişer, koca adam olur, 30'unu geçince de maddi durumu ve kaportası uyarınca aşağıdaki iki postta anılan 30+ abilerden biri olur çıkar, böylece de devre tamamlanır, yazılar akmaya başlar:)
freko, kırk dağın otu..

12 yorum:

  1. utanmadan güldüren ve düşündüren bu üç posttan çıkan netice şudur ki: davul bile dengi dengine..gönderin ananızı babanızı, istesinler şöööle temiz bi aile kızı alsınlar gelsinler.sonra duruma göre ya hayatınız kaysın ya ihya olun tabi, o ayrı. bak ona bile garanti veremiyoruz. Lan ne zor şeymiş bu ilişki denilen nane..binlerce yıldır bu insanlar nasıl üremişler hayret valla:)

    YanıtlaSil
  2. kaçak güreşiyon derim ben paşam.. özellikle "erkek tarafı" açısından "nuri alçoesk" ilişki tarzını bu postta pas geçmiş olman gözlerden kaçmıyor..

    halbuse 30+ didiğimiz hatun, en nihayetinde "hatun" yani, nedir ki, aynı tripler, aynı kompleksler, aynı arızalar.. ha, biraz kamufle olmuştur belki ama yine de hatundur yahu..

    "karaktersiz" olarak tanımlanmak pahasına, şu caanım komünüteyle paylaşmak isterim ki, hayalimdeki fiziğe sahip 30+ manita reinalara aksın, beni peşinden nuperalara teraslara sürüklesin (nupera teras nedir?? cehalet ne kötü bişiy yaa) icabında en bi gülben ergen hayranı, en bi mustafa sandal şarkılarını ezberden eksiksiz okuyup hisli hisli eşlik eden adam olurum ben, ne değiştirecem? bilgisayar olayında da prensibim aynıdır misal: "çalışan bişeyi kurcalamayacan, değiştirmeyecen"..

    ha "peki böyle atıp tutuyon da kaç tane 30+ hatun tanıdın da, kaçının koynuna girdin denyo neurovit??" dersen, ben de şöyle cevap veririm: "ah be abi :(("

    YanıtlaSil
  3. işte "ah be abi" dediğin vakit fantaziye giriyo koçum.. bizimkisi fantazya dünyası değil, birebir tecrübe aktarımı, niye? sırf siz güzel kardeşlerimiz es kaza bir vesile ile böyle bir insanla tanışırsınız, eşşek patikalarından gitmeyin, asfaltta düz yolda basın diye..

    nuri alçoesk tavır 20de yemez, 30+ ablalar kan alırlar adamdan, amman diyim:)

    YanıtlaSil
  4. Ben + yada - hesaplamalarından anlamam..Bu + hangi - ile çiftleşirse daha cazip bi şekildir,hangi- hangi + yı kaç yıl yada kaç yatak macerasında mutlu eder bilemem..İnsanlar tanışır,hoşlaşır,koklaşır,elleşir,dilleşir vs vs...sanırlar ki asrın aşkını yakaladık....cıks...Aşk insan kimyasını belli bir süre değiştiren delilikle neredeyse eşdeğer hale getiren geçici bir hastalıktır..Az da olsa insanda hasar bıraktığı görülsede neticede geçer..Ama bu aşk hastalığını sevgiye dönüştürebilecek kabiliyetiniz varsa işte o zaman uçarsınız.Bir kadın yada erkek defalarca,düzinelerle insan evladıyla eşleşebilir,çiftleşebilir..Hatta üreyebilir..Ama İNSAN herkesle SEVİŞEMEZ..Sevişmek için sevgi gerek,saygı gerek,önemsemek gerek,içinin titremesi gerek..Koklamak da sevişmektir.Sevgilinin-sevdiğinin gözlerine saatlerce bakmakda sevişmektir..Herşeyi çok seri biçimde tükettiğimiz şu asırda derim ki dilim döndüğünce sevgili blog arkadaşlarıma, kerrat cetvelini bırakın da severek sevişmenin tadını yakalayıp ömür boyu pamuklara sarıp saklayacağınız bir tencereye kapak olun....Teflonmuş çelikmiş boşverin..Siz içinde pişecek olan yemeğe doyamayacaksınız....

    Sevgilerimle Frekom...!

    YanıtlaSil
  5. Herşey iyi güzel , ilişki denilen şey matematik değil , avagadro sayısı ile bulunmuyor , kişilerin yaşları , bu gezegende geçirdikleri süre , yaşanılan ilin rahatlığı (falanca ilde kızlar teklif ediyormuş) gibisinden sürüncemelerle ben çeyrek asırı devirdim.

    Şimdi geriye bakıyorum. Tamda 2 yazıda geçen olayın tümü nokta atlamadan başa geldi. tabii 30 luk ağbi 20 lik çıtır olanına henüz vakıf olamadım. :-))

    Peki arkaya bakınca ne görüyorum. Saygı , sevgi , kulaktan dolma değil , deney labratuvarlarında denenmişçesine imbiklenen deneyimler , 20 lik kızla da gezmenin verdiği neşe , 30 luk abla ile gezmenin verdiği aklı başındalık.

    En sonunda gelinen nokta ise burada bu güzel yazıları okuyup günün birinde oğluma yada kızıma bak bak zamanında biz rehber dağıtıyorduk diye bu siteyi refarans gösterebiliyor olmamızdır. (Sen ne anlarsın bu işlerden ihtiyar diyecek torunun alnını karışlayacağım )

    Zaten TahinPekmez üyeliği babadan oğula geçiyor , sonuna kadar Freko Ağbim yaz bütün deneyimleri...

    YanıtlaSil
  6. butun bu postlardan cikardigim sonuc su ki, 20'lik bedende 30'luk akla sahip ablayi, 30luk kesede ve de olgunlukta 20'lik enerjiye sahip abiyi bulmak gerek.

    bunu bulabilenlerin bu dunyada baska birsey istemeye hakki yoktur, yoksa Allah tas eder insani.

    YanıtlaSil
  7. e ama frekocumm, bu yazı dizisi burda bitmez ki.. daha benden bahsetmedin! +30 olup, 20 yaş görüntüsü güzelliği endamı ile ortalarda salınan enfes ve mükemmel hatundan yaniii...

    YanıtlaSil
  8. bittiğini kim söyledi? ayrıca laflar hazırladım, bi müsaitte akıtıcam ortama:)

    YanıtlaSil
  9. yaaa.. bisusbisus, seni seviyorum, sarmalıyorum.."budur" diyorum..

    YanıtlaSil
  10. dede hayat dersini 3 postta sunmussun Allah razı olsun. Deftere yazdım bunları ezbere alacam. haa birde unutmadan "öğretim" kelimesinin terminolojideki anlamı : "bireyin hayatında sağlanan kalıcı davranış değişikleridir" hepsini öğrendim diyebilirim dede :)

    YanıtlaSil
  11. eyvallah somurum.. lakin bazı aklıevveller hadiseyi başka türlü aldı, daha uzun bir toparlama postumuz olacak.. hele bi gideyim geleyim şu bodrum denen acayip memlekete, estiricem:)

    YanıtlaSil

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.