26 Temmuz 2006

30+ yaşlarda ~20 manita sahibi olmanın artıları ve eksileri, versiyon "cep delik cepken delik!"

bir önceki postumuza orta doğu ve balkanlardan gelen tebrik, tehdit, kinaye, vesvese ve içten pazarlıkları göğüs istobu ile karşılayıp kendi eksenimde dönerek, topu başka bir mecraya doğru muz orta yapmak istedim canlar..
daha önce diskrayb ettiğimiz 30+ abi böyle kelli felli, oturaklı, işi gücü hali vakti yerinde bir abi idi.. ~20lik hatun da bildiğin çıtır çerez, üniversite öğrencisi ya da taze bitirmiş, ortalama bir aile kızı olup da etliyle sütlüyle henüz tanışmamış, feleğin çemberini henüz hulahop zannedenlerden idi..
ve fakat kazın ayağı her postala uymamakta a dostlar.. ortalıkta dolaşan 30+ abilerin mega çoğunluğu henüz rayında olmayan hayatlar yaşamaktadır.. ay sonu belki bi ihtimal şubatta gelmekte, diğerlerinde godot olup gelmemektedir.. hal böyleyken, ikinci paragrafta saydığımız hulahopçu ablalar bu abilerin hayatının ful çerçevesi olamaz.. bir seker, iki seker, sonra oturur aşşa, çünkü masraf (önceki postta belirtildiği üzere) büyüktür, kaldıramaz..
o halde ne yapıyor bu vaziyet 30+ abiler? çok basit.. günümüz iletişim araçlarının boku çıktığı için bilimum sanal komünitelerde at koşturuyor, şahane profiller, ünlü şairlerden postlarla falan sunuyor kendini ortama, veyahut arıza bir görünüm sergiliyor, artık kişinin seçimine kalmış.. ikinci paragraf içeriği ablalar da bu ortamlarda sıkça bulunmakta, ama kaldırması öyle kolay değil, ilk postun 30+larından olmak gerekiyor..
bu durumda, illa ~20 arayışındaki abiler, ya bu sanal ortamlardan, ya da birşekilde rock barlardan falan rocker tabir edilen, emo ve gotik kavramları dışında kalması tercih edilen hanım kızlara doğru akıyor.. bu hatunlar birayı abu hayattan sayıyor, kırk yılda bir ecnebi isimli içki gördüğünde kendini cennetlik hissediyor; beri yandan 2. paragraf 20liklerin bilmediği çoğu detayı ezberden biliyor, müzik olsun sanat olsun kitap olsun oturt karşına saatlerce konuş, henüz derinliği dizkapağını geçmese bile en azından 30+ abini bilmediği yenileri (hande yener - serdar ortaç yenileri değil) öğretiyor, akmasa da damlıyor ve birşeyler katıyor hayatına..
bu güzide hatunların genel kusurlarından başlıcası kılık kıyafet saç baş olarak göze çarpabiliyor, ki tatlı dille çarçabuk üstesinden gelinebilecek bir konudur, fazlaca dert etmeyin.. hoş nasılsa alıcısı değilsiniz, bırakın dağınık kalsın, doğasını değiştirmeyin.. çünkü kadın milletinin üzerindeki kıyafeti değiştirdiğin vakit davranışı da değişir, tıpkı erkek gibi, semer değişince oturma kalkma da değişir, salakça ama gerçek..
teflon tava sorunsalı bu hatunlarda da geçerli olacaktır, ama bir öncekine göre daha bi free havasında olan bu kesime cin teliyle girişmediğiniz sürece, öyle çatal sürtmüş pıçak değmiş ilk klasman kadar sorun teşkil etmeyecektir, bilesiz..
bir de bu model hatunlarda liseli fantezisi olayını rafa kaldırmak gerekir, çünkü bu rebel ruh öyle ha diyince olmaz, belli bir geçmişi olacaktır, ve o geçmiş de maalesef lise yıllarını kaplayacaktır.. çok çok zorla giyilmiş caanım pileli etekler, okulun son cumasını müteakip fırlatılır atılır, yer bezi yapılır, mundar edilir..
ez cümle, en şahanesi biraz ondan biraz bundan takılmak suretiyle bütçeyi zora sokmadan keyfi maksimize etmenin yollarını aramaktır..
son dört senem, beklemedeyim:)
freko, sıfır artniyet..

1 yorum:

  1. bu güzide eserin üst baş kılık kıyafet felaket kısmına bir iki destek vereyim. hagigaten böyle rock barlarda olsun veya sanal alemin şahı konumunda olsun bazı hatun arkadaşları görünce insan üzülüyor. kıza bakıyorsun, altyapı sağlam, güzel bir yüz , güzel vücut, tanıyorsanız güzel beyin vs..gel gör ki üstte illa siyah bir tişört, altta ne idüğü belirsiz bir tayt mıdır nedir, fileli ve illâ ki yırtık bir dizaltı çorap , ayakta ayı gibi botlar vs..yolun ortasında çevirip "ne lan bu hal" diyesi geliyor gül gibi kıza..

    gerçi şu da var..hem para pul durumların zayıf, hem karşında üstüne başına bakan, kalbi de beyni de degajesi de dolu hatun istiyorsun, oha yani..ulan zaten o hatunlar o şekil bakımlı vs olsalar, birinci postun konusuna girer ki sen yine avucunu yalarsın..haklısınız...parayla saadet olmaz derler, birşey demiyorum ama en azından paranın saadete yardımcı olduğu bir gerçek. şimdi yani bir hatunu boğazda mum ışığında dalga sesleri eşliğinde bir yemeğe götürmüşsen, ardından arabana atıp Rumeli Hisarı'nda bir konser vs gitmişsen, o para saadet getirmez de ne getirir o akşam..hatta o saadet performansınıza göre sabaha kadar sürmez mi? sürer..o zaman demek ki neymiş, otuzuna kadar parayı kazanıp, otuzundan sonra da 20'li hatunlarla yemek en iyisi. bir doktor atasözüne benzedi gerçi ama: insanlar kırk yaşına kadar çalışıp para kazanır,kırkından sonra da o paraları getirip bize verirler..
    öpmişumdur:)

    YanıtlaSil

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.